|
|
ARTUKLULAR MARDİN'DE
MARDİN’DE ARTUKLU BEYLİĞİ DÖNEMİ (1105 1409)

Büyük Selçuklu İmparatorluğuna bağlı Artuklu Beyliği’nin Mardin’deki İlgaziye
şubesinin kuruluşu 1105, yıkılışı 1409, 314 yıl süren bu idare zamanında, toplam
18 hükümdar gelip geçti. Bu dönem aynı zamanda Mardin’in tarihteki en parlak
dönemidir.
Artuklu Beyliği döneminde Mardin ve Mardin’e bağlı bütün yerler bayındır
eserlerle süslendi. Camiiler, hanlar, saraylar, kervansaraylar, köprüler.
Hamamlar, medreseler, şifa hâneler, bilimsel araştırma yerleri gibi eserler inşa
edildi kiliseler, manastırlar korundu ve onarıldı.
Artuklulara adını veren Artuk Bey’e gelince: Abdulgani Efendi’nin Mardin Tarihi
adlı eserinde belirtildiği üzere Artuk; b. Eksuk b. İlgazi b. Davut aslen
Mavereünnehir’ deki Şehriman köyünden olup, Türkmen’dir. (Azerbaycan)
Diyarbakırlı Abdulgani Efendi kendi eseri olan Mardin Tarihi adlı eserinde yine
belirttiğine göre Artuk Bey, Selçuklu İmparatoru Alparslan’ın seçkin
komutanlarından olup aynı zamanda damadı idi. Artuk Bey, evli olduğu
Alparslan’ın kızından; Sokman, İlgazi, Behram, Hasan adlı dört çocuğu oldu.
Bunlardan:
Behram’ın Belek veya Balak,(bugün Harput Kalesinde bir büstü bulunmaktadır.)
(Melik ul cebbar Eminuddin) SOKMAN’ ın; İbrahim, Davut, Süleyman...
(Necmedin) İLGAZİ’nin ; Hüsameddin Timurtaş, Süleyman, Ayaz.
Hasan’ın ise;Yakut ve Ali adlı çocukları oldu.
MELİK UL CEBBAR EMİNÜDDİN SOKMAN BEY: 1099 Hasankeyf Emiri idi. Kardeşi Hasan’ın
oğlu Yakut, Mardin’e sahip oldu. Kısa bir süre sonra Yakut, Nusaybin yolunda
öldükten sora yerine kardeşi Ali b.Hasan b.Artuk geçti.
İslami künyesi Eminuddin olan Sokman Bey, Hasankeyf’ten gelip Mardin’e el koydu
ve Mardin’de hükümdar oldu.
1105 Şam ve Trablus’u Frenklerden kurtarmağa giderken bugün Suriye sınırları
içinde bulunan Hama ile Humus yolunda vefat etti. Mezarı Hasankeyf’tedir. Aynı
yıl içerisinde Bağdat’tan gelen kardeşi İslami künyesi Necmeddin olan İlgazi
Bey, Mardin’de hükümdar oldu.
Bilinen eserleri: EMİNUDDİN KÜLLİYESİ’dir. (aynı adı taşıyan
mahallededir.)Camii, medrese, hamam, maristan (şifahâne yani hastahâne)
I.NECMEDDİN İLGAZİ: 1105 Artuklu Türk Beyliği’nin resmen kurulduğu ve Mardin’in
de bu beyliğin başkenti olarak ilan edildiği tarihtir. İlgazi, Kendi adıyla
anılan mahallede bir camii ve bitişiğinde bir medrese yaptırıp harap olmuş
Mardin’i onardı.(bu tarihlerde Selçuklu Sultanı Muhammed iktidardaydı.)
İlgazi dönemi, Artukluların parlak dönemlerindendir. Kendi adına sikke bastırdı.
Fransızların yenildiği ve başta Halep olmak üzere Suriye’nin büyük bir kısmının
Artuklu Beyliği topraklarına katıldığı dönemdir. (Selçukluların başında
Muhahammed’in oğlu Sultan Mahmut bulunmaktaydı.) Urfa, Harran, Diyarbakır,
Adıyaman, Elazığ ve çevrelerinin hepsi Mardin hükümeti topraklarına yine bu
dönemde katıldı.
1122’de Necmeddin İlgazi Silvan’da vefat ederek oraya defnedildi. (Ferdi Katip
de naaşının Mardin’e getirilerek kendi yaptırdığı Asfar camiine defnedildiğini
söyler.) Yerine İslami künyesi Hüsameddin olan oğlu Timurtaş geçti..
Bilinen eserleri: Kendi adıyla anılan mahallede KÜLLİYESİ vardır. ( Camii,
Medrese, Hamam) Camiin adı NECMEDDİN CAMİİ veya CAMİİ ASFAR’ DIR. Bu külliyeye
aynı zamanda Maristan adı verilmektedir.
ÖNEMLİ NOT :
A) Necmeddin İlgazi tarafından yaptırılan Mardin’deki Maristan Hamamı,
Anadolu’da Türkler tarafından yaptırılan ilk hamamdır.
B) Aslında Sokman Bey ile İlgazi Bey’in külliyeleri birdir. Şöyle ki; Sokman
Bey, yaptırmakta olduğu külliyesinin yapımı bittirilmeden vefat ettiği için aynı
külliye İLGAZİ BEY tarafından tamamlandı.
I. HÜSAMEDDİN TİMURTAŞ: 1122-1152 Bunun hükümdarlığı döneminde Türk’ün Kayıhan
sülalesine ait işaret ve damgaların bulunduğu sikkeler bastırıldı.Yine bu
dönemde Mardin, Diyarbakır, Irak ve Halep’te büyük deprem oldu.
1152’de vefat etti. Kendi adıyla anılan ve sonra harap olan Mardin Hüsamiye
Medresesi’ne defnedildi. Yerine oğlu İslami künyesi 2. Necmeddin olan Alpi
oturdu.
Bilinen eserleri: Hüsammiye camii ve medresesi bunların içerisinde de;
Hüsameddin Timurtaş, Mansur 4.Necmeddin, Davut Muzaffer Fahreddin ve Necmeddin
Alpi’nin mezarları mevcutken bu gün bunlardan eser kalmamıştır.
Yitik olan bu eserlerin, o dönemlerde ilimiz Savurkapı Mahallesinde yaptırıldığı
tahmin ediliyor.
ÖNEMLİ NOT:
Sürmekte olan Haçlı Seferlerine rağmen, Mardin’deki kilise ve Manastırların
onarımı Hüsameddin TİMURTAŞ’ın emir ve direktifleriyle devlet tarafından
yaptırıldı.
II . NECMEDDİN ALPİ. 1152 1165 yılları arasında hükümdarlık yaptı.Vefat ettikten
sonra babasının yanına defnedildi. Yerine İslami künyesi Kutbeddin olan oğlu
İlgazi geçti.(Abbasi Halifelerinden El Mustadıl billah ile müşterek sikkeleri
vardır.)
I. KUTBEDDİN İLGAZİ 1165-1180 yılları arasında hükümdarlık etti. Mardin’deki Ulu
camii, Kayseriye Kervansarayı ile annesinin adını taşıyan Site i Radyye diğer
adıyla Hatuniye Medresesi’ni yaptırdı. Abbasi halifelerinden El Nasıruddin ile
ortaklaşa sikke bastırdı.1180’de vefat etti. Mardin Bab’ıl sûr mahallesindeki
Sıtte i Radiyye Medresesi’ne annesinin yanına defnedildi. Yerine henüz küçük
olan oğlu 2.Hüsameddin (YAVLAK veya YOLUK ARSLAN) oturdu.
Bilinen eserleri: ULU CAMİİ (aynı adı taşıyan mahallede) ayrıca Sıtte i Radiyye
(Hatuniye) Medresesi ve Mescididir. Burada Kutbeddin İlgazi ve annesi Site i
Radiyye Hatun’un mezarları vardır. Bugün Mardin’de Kayseriye pasajı olarak
bilinen Kayseriye Kervansarayı da onun döneminde yaptırıldı.
2.HÜSAMEDDİN YAVLAK ARSLAN : Babasının tahtına on yaşlarında oturdu. Yaşı küçük
olduğu için devletin yönetimi dul nesiyle evlenen vezirleri Nizameddin Bakış’ın
eline geçti. 1204 yılında 28 yaşında vefat etmesi üzerine yerine kardeşi Ahmed
Nasıruddin İslami künyesiyle tanınan Artuk Arslan geçti. Artuk Arslan, devlet
idaresini ele geçirebilmek ve babasının tahtına oturabilmek için üvey annesiyle
evli olan vezirleri Nizameddin Bakışı’ı öldürmek zorunda kaldı.
AHMED NASIRUDDİN ARTUK ARSLAN 1204-1240 yılları arasında hükümdarlık makamına
oturdu. Şehidiye camii ve yanındaki hücreler, Kızıltepe’deki Ulu camii ve
medresesi bunun zamanında yaptırıldı.
Artuk Arslan döneminde fen ilimlerine önem verilmiş olup,Ebul Iz El Cezeri adlı
Mardinli bilim adamı tarafından, denge ve prensipleri ile ilgili çalışmalar,
dekoratif şekilde su fışkırtan fıskiyeler, saraydaki misafirlere ellerini
kurulamaları için havlu tutan ilk otomatlar yapıldı. Ayrıca Artuk Arslan kendi
adın sikke bastırdı.
Tatarların Mardin’i istila edip yağmalamaları yine Artuk Arslan döneminde oldu.
35 yıla yakın hükümdarlık yaptı
1239-40 ta öldü. Şehidiye camiine gömüldüğü rivayet ediliyor. Yerine oğlu melik
Said 3.Necmeddin Gazi oturdu.
Artuk Arslan’ın bilinen eserleri: ŞEHİDİYE CAMİİ, (minaresi 1913’te yaptırıldı.
Aynı adla anılan mahallededir)
DUNAYSIR (Kızıltepe) ULU CAMİİ,
DUNAYSIR RASATHÂNESİ (Kızıltepe’de gözlemevi), 1949 yılında yıkıldı.
Kızıltepe’de bir hamam ve medrese (yıkıntıları duruyor.)
Kızıltepe’de Zergan Deresi’nin üstündeki DUNAYSIR Köprüsü,
Taceddin Mesud Medresesi ( Harzem): Kızıltepe’nin 8. km. kuzey-doğusunda Zergan
deresi kenarında ARTUK ARSLAN’IN azat edilmiş kölesi Taceddin Mesud tarafından
yaptırıldı. (1230)
Not: Burada adı geçen Kızıltepe,İpek yolu üzerinde bulunan Mardin’in en büyük ve
aynı zamanda il merkezine en yakın ilçesidir. Artuklular dönemindeki adı
DUNAYSIR olan Kızıltepe’nin Osmanlı döneminde adı, Koçhisar olarak değiştirildi.
(OKUMA PARÇASI)
ORTAÇAĞIN MEDENİYET GÜNEŞİ
MARDİN’DE İLK BİLİMSEL ÇALIŞMALAR
Ortaçağ Avrupa’sında görülen karanlık düşünce, koyu taassup, cahil ve baskıcı
zihniyetlerden en fazla etkilenen yine Avrupalı bilimciler oldu. Bu çağda bilim
adamları, zindanlara ve tımarhanelere kapatılırken yazılmış bilimsel eserleri de
tek tek yakılmak suretiyle imha edildi. İşte tam bu esnada Mardinli Süryani
bilim adamları harekete geçtiler ve bu eserleri tercüme ederek böylece kayıt
altına aldılar.
(OKUMA PARÇASI)
MARDİN’DE İLK RASATHÂNE (GÖZLEMEVİ)
Artuklu Beyliği döneminde, Mardin’in Dunaysır ilçesi bu günkü adıyla
Kızıltepe’de Eski Ulu camii bitişiğinde, Artuklu Bey’i Melik Ahmed Nasıureddin
islâmi künyesiyle bilinen Artuk Arslan tarafından 1200’lü yıllarda bir rasathâne
(gözlemevi) kuruldu. 1940’lı yıllara kadar ayakta duran bu eşsiz rasathâne bu
yıllardan sonra ne yazık ki yıkıldı.
(OKUMA PARÇASI)
MARDİN’DE İLK OTOMATLAR (ROBOTLAR)
Ebu’l Iz İsmail El Cezeri adlı Mardinli bilim adamı, Artuklu Beyliği’nin
başkenti Mardin’de, 7.Artuklu Beyi Ahmed Nasıruddin Artuk Arslan'ın isteği
üzerine sarayda bir çok mekanik araçlar yaptı. Bunlar arasında; SU SAATLERİ,
dekoratif biçimde SU FIŞKIRTAN FISKİYELER, Artuklu sarayında yemekten önce ve
sonra ELLERİNE SU TUTAN, sonra kurulamaları için HAVLU UZATAN OTOMATLAR icat
edildi. Bu icatlar karşısında ziyaretçiler hem şaşırıyor hem de seyrederek
eğleniyorlardı.
El Cezeri’ nin kitabında bu buluşların nasıl çalıştıkları anlatılır. Bu kitapta
ayrıca HAVA , BOŞLUK VE DENGE PRENSİPLERİ hakkında da bilgiler veriyor.
MELİK SAİD 3. NECMEDDİN GAZİ 1239-1260 yılları arası yaklaşık olarak 21 yıl
iktidarda kaldı ve adına sikke bastırdı. Bunun döneminde Yeşmut b.Hülagü b.Tu
lui b. Cengiz Han tarafından Mardin istila edildi. Vefatından sonra yerine
Birecik valisi olan oğlu MUZAFFER KARAARSLAN geçti.
MELİK MUZAFFER KARAASLAN 1260? 1292? Yeşmut’un izniyle Mardin’deki saltanat
tahtına oturdu. Adına basılmış sikkeleri vardır. Kendi adıyla anılan bir camii
ve bir medrese yaptırdı. 28 yıl iktidarda kaldı.1292’de öldü. Kendi medresesine
gömüldü. Yerine oğlu Şemseddin Davud oturdu.
Bilinen eserleri: MUZAFFERİYE CAMİİ Bu eser, 1260 ila 1285 yılları arasında
yaptırıldı.
MUZAFFERİYE MEDRESESİ (BELKA MEDRESESİ) 1260 ila 1285 yılları arasında
yaptırıldı. Mardinli Ünlü tarihçi Ferdi Katip,Mardin Artukluları Tarihi adlı
eserinde bu medresenin mimari açıdan dünyada eşsiz olduğunu anlatır.
Gerek Camii gerekse Medrese yıkılmış ve bunların enkazı üzerine Osmanlılar
döneminde 1899 yılında bir okul yaptırıldı. (Bugünkü Kız Meslek Lisesi)
Not: Yeşmut, Mardin’in ileri gelenlerini MUZAFFER KARAASLAN’A öldürttüğü iddia
ediliyor.
Ünlü Venedikli gezgin Marco Polo büyük ihtimalle bu melik zamanında Mardin’e
gelmiştir.(1254-1324)
(OKUMA PARÇASI)
VENEDİK-MARDİN
MARKO POLO MARDİN’DE: Bilindiği üzere M.S.1200 yıllarında Mardin, Artuklu
Beyliği’nin başkenti idi. Yine aynı tarihlerde Venedikli gezgin Marko Polo,
Avrupa’dan Asya’ya giderken Tarihi İpek yolu üzerinde bulunması nedeniyle hem
dinlenmek hem de kenti gezip görmek için Mardin’e de uğrardı.
Marko Polo, Mardin’de konuk olarak kaldığı günler içinde; minare ile çan
kulesinin yan yana, ezân ile çan sesinin aynı anda bir arada yükseldiğini,
Müslüman ve Hıristiyan ahalinin içi içe ve hatta bunun da ötesinde birbirlerinin
bebeklerini emzirecek derecede candan, samimi ilişkiler ve hoşgörü içerisinde
kardeşçe yaşadıklarını, aralarında özellikle dine dayalı olarak hiçbir ihtilâfın
olmadığını görerek çok duygulanmış ve bu duygularını da şöyle ifade etmiştir:
“Ben insanları uygar olan iki şehir gördüm; bunlardan biri Venedik, diğeri ise
Mardin’dir.”
Aradan on asır geçer ve tarihler 2000’i gösterirken UNESCO, Mardin ve Venedik
şehirlerini dünya mirasına aday kentler olarak seçer. Bu durum, sizce de garip
bir rastlantı değil midir?…
önemli not:
Venedik altın lirası, Mardin’de YALDUZİ olarak adlandırılırdı, Mardinli
hanımların boyunlarına kolye olarak kullandıkları yalduzi, yakın bir geçmişe
kadar Mardin’de, değerli ziynet eşyaları arasında sayılırdı.
El Melik ŞEMSEDDİN DAVUD: Ancak bir yıl iktidarda kalabildi. Vefatından sonra
yerine 1292’de kardeşi Mansur 4. Necmeddin Gazi geçti.
MANSUR 4. NECMEDDİN GAZİ 1294-1312 yılları arasında saltanat sürdü. Mardin’i
onardı. Edip ve sanatçıları korudu. Bu gün mevcut olan Firdevs Köşkünü (1302),
Ravza bahçelerini yaptırdı. Kaledeki camiyi onardı. Zamanında sikke bastırıldı.
Kızı Dünya Hatun’u Cengiz soyundan Muhammed Hudabende’ye (Müslüman olmadan
önceki adı OLCAYTU b.Hülagü b.tu lui b.cengiz han) vererek Tatarlarla ilişkileri
düzeltti. Yine bu dönemde ünlü Arap gezgin İbn ıl Batuta Mardin’e geldi. Ancak
bazı tarihçiler Ibın Batuta’nın Melik Mansur döneminde değil de oğlu Melik Salih
döneminde Mardin’i ziyaret ettiğini yazarlar.
1312’de öldü. Kendi yaptırdığı medreseye defnedildi. Yerine oğlu Adil İmaduddin
geçti.
(OKUMA PARÇASI )
İBNİ BATUTA MARDİN’DE
Arap aleminin yetiştirdiği dünyanın en büyük gezginlerinden olan Fas’lı Ibn
Batuta; “Ibn Batuta Seyahatnâmesi” adlı eserinde, XII.yy.da Artuklu Beyliği’nin
başkenti Mardin’e yaptığı geziyi şöyle anlatır:
"1329 senesinde Mardin’e vardık. Hükümdarı el-melik es Salih b.el-melik el
Mansur idi. Bu Mardin; dağ eteğinde kurulmuş muazzam bir beldedir. Uygar İslâm
memleketleri arasında; en hoş ve güzel ve sağlamdır. Çarşıları güzeldir, orada
en meşhur yünden meşhur kumaşlar dokunuyor. Yüksek bir kalesi vardır ki meşhur
kalelerden sayılır ve yüksek bir dağın zirvesinde kurulmuştur." (Katip Ferdi:
Mardin Artukluları Tarihi)
ADİL İMADUDDİN (ADİL ALPİ veya İMAMEDDİN ALİ) 1312 on sekiz gün sonra
zehirlenerek öldürüldü.Yerine kardeşi Salih geçti.
El Melik SALİH (diğer adı SALİH ŞEMSEDDİN MAHMUD) (1312-1367) kırkı erkek,
altmışı kız olmak üzere yüz evladı vardı. erkek evlatlarını daima yanında
gezdirirdi. Babası zamanında başlanan ancak yarım kalan bazı bayındır eserler
onun döneminde bitirildi. 1367’de vefat etmesiyle Mardin Artuklu Devleti de
zayıflamaya başladı. Yerine oğlu 2. Mansur geçti. Mardin Şehidiye Medresesi’ne
defnedildi.
Eserleri: LATİFİYE CAMİİ 1369 aynı adla anılan mahallede, Melik Salih’in oğlu
Abdullatif tarafından yaptırıldı.(minaresini 1846’da Musul valisi Mehmet Tayyar
Paşa yaptırdı.)
2.MANSUR AHMED (1368) Bir yıl saltanat sürdü. Bu yılda da Karakoyunlu
Türkmenlerin lideri Bayram Hoca Mardin’e saldırdı.
2.Mansur 1368’de vefat etti. Mardin Latifiye Camii bahçesine gömüldü. Yerine
oğlu Melik Mahmud geçti.
ALTIN BOĞA adlı değerli bir veziri vardı. Mardin Medrese Mahallesindeki
Altınboğa çeşmesi ile Altınboğa Medresesi bu vezir tarafından yaptırıldı.
Eserleri: BÂB’UL SÛR CAMİİ aynı adı taşıyan mahallededir. Minaresini 1801’de
Mardin hakimi Abdullah Ağa yaptırdı. Altın Boğa medresesi ve çeşmesi bu devrin
önemli eserlerindendir.
2.SALİH MAHMUD Tahta oturur oturmaz, hükümdarlığın kendi hakkı olduğunu ileri
sürerek ayaklanan amcası Muzaffer Fahreddin Davut ıbın Melik Salih ile savaşa
tutuştular. Bu iç savaşla Mardin ikiye bölündü. 4 ay devam eden savaş sonucunda
Melik Mahmud öldürüldü ve yerine bu savaşın galibi Muzaffer Fahreddin Davut
Hükümdar oldu. Melik Mahmud’un mezarı kendi adıyla anılan Mardin’deki Bab u sûr
Mahallesindeki Melik Mahmut camiindedir.
Bab’ıl sûr Mahallesi’ndeki Melik Mahmud camii (1367) bu dönemde yaptırılmıştır.
(Bab’ıl sûr, Arapçadır. SUR KAPISI anlamına gelir. Bu zamanla değişmiş ve Türkçe
olarak Savurkapı anlamına gelen Bab’ıl savur denmiştir ama aslı Bab’ıl Sûr’ dur.
NOT: Avusturya askeri kaymakamlarından EDUARD DE ZAMBAUR adlı bir bilimci,
1914’te Viyana’da basılan (Doğuya özgü sikkeler ilmine ait) “NOUVELLES
CONTRİBBUTİONS A LA NUMUSMATİQUE” (yeni çalışma veya yeni değerlendirme) adlı
eserinde; Melik Mahmud’un bakır ve silikçe bir sikkesi vardır.Bu sikkenin bir
tarafında: kelime-i şahadet ve etrafında dört halife adları, diğer tarafında
ise: Mahmut ıbın Ahmed, etrafında “es sultan el melik es Salih hallada Allahu
Mulkehu.”ibaresi yazılmıştır diyor. (Abdulgani Efendi:Mardin Tarihi S.85)
MUZAFFER FAHREDDİN DAVUD 1368-1376 yılları arasında yaklaşık 8 veya 9 yıl
hükümdar kaldı. İlk yılında kardeşi Dünya yerine geçtiyse de bir yıl sonra
Dünya’yı öldürüp tekrar iktidara geçti.) 1376’da vefat etti Yerine oğlu Tahir
İsa oturdu.
Kızı Ümmü-l Hayr’ı Akkoyunlu Türkmen aşiretinin lideri olan Osman Beg’in oğlu
Ali’ye vermişti. Dolayısıyla ümmülhayr Hatun, Akkoyunlu Uzun Hasan’ın annesiydi.
TAHİR İSA : 1376-1406 yılları arasında hüküm sürdü. 1383’te Karakoyunlu
Türkmenlerinin lideri Kara Mehmet, Mardin’i kuşattı daha sonraları Sultan
İsa’nın kız kardeşi ile evlenerek barış yaptı.
1394’teTimurlenk, Mardin’i kuşattı. Sultan İsa ile veziri Feyyaz b.Emir (bugün
Mardin’de halen hamam olarak hizmete açık bulunan Emir Hamamı’nın sahibi) Timur
tarafından İran’da Sultaniyye’de hapsedildiler. Ancak bir yıl sonra serbest
bırakıldılar.
1401’de Timur tekrar gelip Dunaysır’da (Kızıltepe) ovaya çadır kurudu. Mardin’i
almak istedi. Bir söylentiye göre kendisine oğlu Uluğ Bey’in doğduğunu
müjdelemeleri üzerine Dunaysır (Kızıltepe) dan hemen ayrıldı. (zaten buradan
ayrıldıktan sonra Osmanlı Padişahlarından Yıldırım Bayezıt ile malum Ankara
Savaşı’nı yaptı.)
Karakoyunlu Türkmenlerin lideri Kara Yusuf, Timur’un ölümünden sonra yanındaki
kalabalık Türkmen heyetiyle Şam’dan Mardin’e geldi ve Sultan İsa tarafından
büyük bir törenle karşılandı.
Kara Yusuf, hamile eşini Mardin’in eşsiz medresesi Sultan İsa medresesi’nde
bırakarak Musul’a gitti. Oğlu Cihanşah 1405’te bu medresede dünyaya geldi.
1406’da Diyarbakır Emiri ve aynı zamanda kız kardeşi Ümmülhayr’ın kayınbabası
olan Akkoyunlu Kara Osman Beg ile yaptığı savaşta şehit oldu. Ayrıca bu savaşta
(Osman Beg’in oğlu İbrahim Beg’de öldü.)
Cenazesi Mardin’e getirilerek Mardin Zinciriye Medresesine defnedildi. Yerine
amcasının oğlu Şehabeddin Ahmed geçti.
Eserleri: SULTAN İSA MEDRESESİ VEYA ZİNCİRİYE MEDRESESİ’dir. Bu medrese
Mardin’de aynı adla anılan mahallededir.
1385’te yaptırdığı bu medrese bünyesinde Hanefi ve Şafii camilileriyle
mescitleri bulunuyor. Bu Medreseyi görüp de hayran kalmamak mümkün değildir.
(OKUMA PARÇASI)
TİMUR MARDİN’DE
Timur’un Mardin’i işgal ettiği 1394 yılında yanında bulunan tarihçi Arabşâh,
Mardin’i şöyle tasvir eder:
“Kale yuvası gayet yüksekte olduğu için avcıların yetişemediği Anka (masal kuşu)
gibidir. Bir Emirdir ki çok zamandan beri kocaya verilecek zamanı gelmiş olduğu
halde daima bekâr kalan kızını kimse istemeye cesaret edemez.
Dağın zirvesinde inşa edildiğinden, uzaktan görünen, üzerindeki kulelerden
ibarettir. Kubbesiyle, gök kubbesi arasında yalnız şu fark vardır ki gök
kubbesinin zirvesi daima hareket halinde olduğu halde bunun kubbesi hareketsiz
ve sarsılması imkânsız gibi kalır. Kalenin arkasında Hakk’a inanmışların ruhu
kadar geniş bir sahra vardır; bu sahrada aralarında pırıl pırıl menbaların
(kaynakların) aktığı bahçeler, av hayvanları ile dolu ormancıklar, yemyeşil
meralar (otlaklar) görülür. Öte tarafta keskin kayalar görülür ki, en cesur
adamlar bile tırmanmaya cesaret edemez ve birbirine girift, okunması kabil
olmayan taştan bir elifba manzarası gösterirler. Yol kuleden kuleye ve kapıdan
kapıya çıkar. Şehir süslü bir doku gibi kaleyi kuşatır ve ondan yiyecek ve su
alır, gıdasını gökten aldığı için hayır ve şer her türlü harekata dayanır.”
Not: Bu metin, asıl adı Joseph Freiherr Von (HAMMER) ‘den alınmıştır.(Timur,
Mardin’i Artuklu Hükümdarı Melik Tahir İsa bin Melik Fahreddin Muzaffer Davut
döneminde işgal etti fakat şehri bir türlü alamadı.)
ŞEHABEDDİN AHMED B.İSKENDER B. SALİH 1407 Timurlenk’in yakıp yıktığı yerleri
onarmayla uğraşırken yine bir Türkmen aşireti olan Karakoyunlu Kara Yusuf
Mardin’i iki yıl boyunca kuşattı.
Zor durumda kalan Şehabeddin Ahmed 19 HAZİRAN 1409 Salı günü ağlaya ağlaya
Mardin’i Kara Yusuf’a teslim etti.
Böylelikle Mardin’deki Artuklu devri sona erdi.
Şehabeddin Ahmed Musul’a doğru gitti ve orada vefat etti. Musa, Mahmud ve
Abdulhay adlı çocukları kendilerine ait 3000 veya 4000 Türkmen, çadırlarıyla
Sincar’a yerleşti. (Sincar bugün Irak Devleti’nin sınırları dahilindedir)
Bu çocukların da vefatlarından sonra, çadırlarda yaşayan halklarıyla birlikte
göçebe durumuna düştüler ve Sincar’ı da terk ettiler…
KEBBARE namıyla bilinen göçebe Türkmen aşiretinin, Artuklu Türkmenlerinin
ardılları olduğu tahmin ediliyor.
Abdulgani Efendi’nin : Mardin tarihi
Ferdi Katip : Mardin Artukluları Tarihi –
Ali Emiri : Notları
Hanna Dolapönü : Tarihte Mardin |
|