|
|
ARTUKLULAR ÖNCESİ

Doğuluların El Cezire, Batılıların ise Mezopotamya adını
verdikleri bu bölge; ön Asya’nın iki büyük ırmağı olan Dicle ile Fırat arasında
kalan coğrafi bölgenin adıdır. Irak’taki Basra Körfezi’nden Ağrı Dağı
yakınlarına, İran yaylasından Suriye’ye kadar uzanır.
Dicle ve Fırat nehirlerinin hayat verdikleri bu bölge; Asya, Afrika ve Avrupa
kıtaları arasındaki ulaşım yollarının kesiştiği noktadadır. İşte Mardin bu
bölgenin eşiği durumundadır.
Hiç şüphe yok ki dünyanın ilk büyük medeniyetleri burada görüldü ve bugün
batılıların kullanmakta olduğu üstün teknolojinin temelleri de yine ilk kez bu
bölgede atıldı. Bu durumun daha net anlaşılabilmesi için tarih boyunca bu
bölgede kurulmuş bazı uygarlıkların gözden geçirilmesi gerekir. İşte bunlardan
sadece birkaç örnek:
SUBARİLER
( M.Ö. 4500 – 3500) Tarımda ve el sanatlarında ileri
gitmiş ve tarihte ilk kez altın ve gümüşü işlemek suretiyle güçlü bir uygarlık
kurmuşlardır. Mardin’e ilk yerleşen kavim olduğu söylenir. Bundan sonra Mardin
Sümerlerin egemenliğine girdi.
SÜMERLER (sinear) : M.Ö.3000 bin yıllarında Irak’ın güney bölgelerinde
yaşarlardı. Bu kavim dünyada ilk defa YAZIYI buldu. Bu yazı, piktografik yani
resim yazısı olup buna aynı zamanda çivi yazısı da denirdi.
Dünyada ilk defa yaşayış biçimlerini düzenleyen KANUNLAR yaptılar ve yine
dünyada ilk defa KÜÇÜK ŞEHİR DEVLETLERİNİ onlar kurdular.
M.Ö.1950 yıllarında tarih sahnesinden çekilen Sümerlerin dili ve edebiyatı ile
dünya görüşleri batıya da yayıldı. O dönemlerde Hititler ve yine medeniyetler
ülkesi olan Mısır’ın bütün okullarında Sümerce dili kullanıldı ve öğretildi.
Ayrıca Nuh Tufanını anlatan GILGAMIŞ DESTANI ile edebi eserlerin başka türleri
de ilk defa bu bölgede görüldü, bunlar daha sonra İbrani Efsaneleriyle batı
efsanelerine de temel teşkil etti.
Mardin, Sümer Kralı Logazekiz döneminde Sümerler’in hâkimiyetine girdi.
(M.Ö.2850)
Sümerlerden sonra bu bölgede onlarla beraber yaşamış ve yüksek medeniyetler
kurmuş olan Samiler (Akkad), Elamlılar ile Babiller’i görürüz.
|
|