|
|
BÜYÜK İSKENDER MARDİN’DE
Helenistik medeniyetin kurucusu olan Makedonyalı Büyük İskender’in amacı bütün
dünyayı ele geçirmek ve tek bir bayrak altında toplamaktı.
Bu amacını gerçekleştirmek için Makedonyalı Büyük İskender, M.Ö. 334 tarihinde
Hindistan seferine çıktı. Bu arada İpek yolu üzerinde bulunan Mardin’e
uğradı.Ancak Mardin’e bağlı Savur ilçesi ile bugün buraya bağlı bir köy olan
Erbil’de Pers Kralı Darius (Dara) Yuvanişin ile savaştı ve bu savaşı kazanarak
Mardin’i aldı.
Büyük İskender, Pers kralı Dara’yı yendikten sonra, O dönemlerde Pers’lerin
büyük kentlerinden sayılan ancak bugün Mardin’e bağlı tarihi bir köy olan
Dara’da düzenlenen bir törenle ünlü Dara takı altından geçti.
Bundan sonra Büyük İskender, belirli bir süre Mardin’in Vadi Safa adı da verilen
Zınnar bahçelerinin arasında bulunan şahane bir konakta dinlenerek seferinin
geri kalan kısımlarına ait plânlarını da yine bu konakta yaptı.
Büyük İskender’in kalıp dinlendiği konak, BÜYÜK İSKENDER KONAĞI adıyla halen
dimdik ayaktadır.
Romalılar ve MARDİNOM
Büyük İskender’den sonra çeşitli kavim ve toplulukların istilasına uğrayan
Mardin’e M.S.560 yıllarında Romalılar egemen oldu. Romalılar. Mardin’e MARDİNOM
derlerdi. Bu dönemde Mardin, Hıristiyanlığın Süryani Kadim mezhebine mensup
olan, Kral Arsus ve Mardin’e ismini verdiği rivayet edilen kızı Meri tarafından
yönetildi.
(Mardin adının kaynağına dair bir başka rivayete göre ise “Mardin” sözcüğünün
Süryanice’den “kaleler” anlamına geldiğidir. Gerçekten de kentin çevresinde
Kartal Kalesi, Kız Kalesi, Kuş Kalesi, Arur Kalesi, Erdemeşt kalesi, Rabat
Kalesi, Dara Kalesi, Hisarkaya Kalesi vb. gibi daha da bir çok kale
bulunmaktadır. )
Yaklaşık olarak miladi 640 yıllarında İslam aleminin büyük Halifesi Hz.Ömer’in
değerli komutanlarından biri olan İlyas Bin Ganem Mardin’i fethetti.
Süryanilerle bir anlaşma imzalayarak buranın idaresini Meri ile Amud’a bırakarak
geri çekildi. Meri ile Amud ve bunların ardılları Mardin’e 100 yıl kadar bir
süre hükmettiler.(Hz. Ömer’in Süryan-i Kadîmleri işaret ederek; “ Onlar, benim
yetimlerimdir.Onları himaye ediniz ve onlara sakın dokunmayınız.” Anlamını
taşıyan ve Mardin’e gelmiş İslam ordularına yönelik olarak yayınlanan
‘ahitnâmesi’’nin bu yıllara ait olduğu sanılıyor. Hz.Ömer’in bu ‘ahitnâme’si
bugün Mardin Deyr ul zafaran Manastırı’nda koruma altındadır.”
Mardin, bundan sonra yaklaşık 100 yıl kadar boş ve sahipsiz kaldı. Miladi 800’lü
yıllardan sonra da sırasıyla Arap olan Emeviler ile Abbasiler’in egemenliğine
girdi. Miladi 9.veya 10.yüzyıllarda da yani yaklaşık 1096’da Büyük Selçuklu
İmparatorluğu ve buna bağlı olarak yine Mardin’de Artuklu Beyliği
kuruldu.(1105-1409) Daha sonra sırasıyla Türkmen aşiretleri olan; Karakoyunlular
(1409), Akkoyunlular(1431), Safeviler (1507) ile 1517’de Osmanlıların
egemenliğine giren Mardin, 1919’da Türkiye Cumhuriyeti’ne katıldı.
* * *
Mardin Folklorunun ilginç olmasının temelinde yatan en önemli nedenlerden
birincisi, Mardin’in değişik tarihlerde değişik uygarlıklara ev sahipliği yapmış
olması, ikincisi de Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarının kesiştikleri nokta ile
tarihi İpek Yolu üzerinde olmasıdır
Ancak Folklor bölümüne geçmeden önce, Mardin’in kültürel yaşamında derin izler
bırakan 1105 ilâ 1919 yılları arasındaki dönemi çok kısa bir şekilde özetlemek
istiyorum:
|
|