Mardin Kent Gazetesi

Bir engelliyi anlamanız için engelli adayı olmanıza gerek yok

Bir engelliyi anlamanız için engelli adayı olmanıza gerek yok
218 views
27 Kasım 2021 - 21:59

Türkiye’de yaklaşık 5 milyon engelli var. Yani Türkiye nüfusunun yüzde 6,6’sını engelliler oluşturuyor. Toplumda engellilere karşı algı şu an daha iyi duruma gelmiş olsa da önyargılar bitmiş değil.

Boğaziçi Üniversitesi uluslararası ilişkiler bölümünü okuyup engelliler koordinatörü şube müdürü, görme engelli Yusuf Koçak ile engellilerin hakları ve toplumun yaklaşımı hakkında bir söyleşi gerçekleştirdik.

“Empati kurma bilinçli ol”

Engelliler, bedensel olarak diğer insanlardan farklı olabilir ama düşünün yolda giderken biri zorla kolunuzu tutup bir yere götürmeye çalışırsa tepkiniz ne olur?

Yusuf Koçak, “İnsanlar, benim iznim olmadan bana dokunabiliyor ve yardıma ihtiyacım olup olmadığını sormadan bana yardım etmeye çalışıyorlar. Yardıma ihtiyacınız olunca da kimse oralı olmuyor. Benim belli yerlerde başlangıç noktalarım var ben oralara beyaz bastonumu değdirip yolumu ona göre buluyorum ama biri kolumdan tutup beni başka yere çekince yolumu kaybediyorum. Ya da ailenizden biriyle bir yere gittiğinizde, adımı ve işimi bana sormak yerine, yanınızdaki insana soruyorlar, ben sadece göremiyorum ama ne dediğinizi duyabiliyor algılayabiliyorum. Ben, herkes bir engelli adayıdır söylemine de katılmıyorum, illa birini anlamak için aday olmanız gerekmiyor, empati kurmanıza gerek yok, kadınlar şiddet görüyorsa bunu anlamak için kadın olmanıza gerek yok, hayvanların acılarını anlamak için hayvan olmanıza gerek yok, dezavantajlı grupları anlamanız için empatiye gerek yok bilinçli olmamız yeterli olacaktır” ifadelerini kullandı.

 “Körler okulu kaldırılmalı”

Toplumların engellileri kabul etmesini hızlandıracak yöntemler konusunda düşüncelerini şöyle yorumluyor, Yusuf Koçak, “benim ilkokul okuduğum dönemde 3 ilkokul, 3 tane de ortaokul vardı. Şimdi yaklaşık 20 tane ilkokul var. Bence bir yenilik olaraktan İlkokuldan sonra körler okulu olmaması lazım. Yazıyı, baston kullanmayı öğrendikten sonra toplumun içinde olmamız lazım ki insanlar bizi kabul etsin, toplumun bir parçası değil tamda toplumun kendisi olduğunu bilmesi kabullenmesi için gerekli görüyorum. İnsanlarla aynı ortamda olursak insanlar bize nasıl davranacağını öğrenmiş olur. Aynı okullarda okumalı aynı sınıflarda eğitim görmeliyiz.”

“Sakat, özürlü değiliz engelliyiz”

Engellilerle ilgili kanunlar konusunda sözlerine şöyle devam ediyor. Yusuf Koçak, ”2002 yılından itibaren çok şey değişti. Engelliler ile ilgili 2005 yılında bir kanun kabul edildi. Bu kanunla birlikte bize sakat, özürlü denmeyi bırakılıp engelli denilmeye başlandı. Erişe bilirlik kanunu da 2005’te çıktı ve 2015 yılından itibaren Aile Sosyal Politikalar Bakanı tarafından yapılan rampa yükseklikleri ve trafik ışıklarına sesli sistem koymadıkları zaman şikâyette bulunabiliyor ve dava açabiliyorsunuz. TS standarttı ile birlikte kaldırımın yüksekliği, hissedilebilir yüzeyin erişimi asansör genişliği kaldırım yüksekliğini bu standartlarına göre yapılması için kanunlar var dolayısıyla bunlar çok önemli kazanımlar. Şu anda herhangi bir geliri olmayan ikinci derece bir engelli için belirli miktarda bir para, birinci dereceden bir engelli için de daha yüksek miktarda bir para üç aydan üç aya maaş olarak veriliyor. Önceden böyle şeyler yoktu. Şu anda kanun ve haklar bizim için çok iyi durumda.”

“Engelliler için farkındalık yaratmakta medyanın gücü “ 

Toplumda engelliler için farkındalık yaratmak medya gücü ile mümkün olduğunu medya dilini bu açıdan önemli bulduğunu söyleyen Yusuf Koçak, “filmlerde, dizilerde görme engelli ya da fiziksel olarak engellileri yıllarca dilenci olarak lanse ettiler, buda toplumlar üzerinde engellilerin aciz insanlar olduğu algısını oluşturdu. Oysa görme engelli olup, avukatlık, doktorluk, öğretmenlik yapan o kadar çok insan var ki maalesef medya hiçbir zaman engelli insanları nitelikli olarak göstermedi. Medyanın gücü insanları birebir etkiliyor. Toplumda engelliler için bilinç oluşturmakta için medya çok önemli” dedi.

“Dijital ortam geldi. Braille baskı bitti”

Dijital ortamın hayatımıza girmesiyle, elimizdeki telefon, evimizdeki bilgisayarlarla istediğimiz anda haber takibi yapabildiğimiz ya da elektronik kitap okuduğumuz bir ortamda yazılı basına pek ihtiyaç kalmadığı, engelsiz insanlar için geçerli olan bu durumun engelliler içinde geçerli olduğunu savunan Koçak, “Koç Holding’in yaptığı geveze sistem diye bir şey var. Klavye sesli çalışıyor dünyanın her yerinde de bu sistem kullanılıyor. Bu sistem sayesinde rahatça haberlere erişebiliyorum. Yazılı basına pek ihtiyaç kalmadı ama eğer okumak istediğiniz kitap veya bir dergi olursa, Ankara Büyükşehir belediyesi istediğiniz kitap ya da dergiyi Braille baskı yapıp gönderiyor” dedi.

“Başka ülkedeki insanlar engellilere karşı daha bilinçliler”

Yusuf Koçak, engelliler ile ilgili konferanslara katılmak için birçok kez çıktığı yurt dışı gezilerinde insanların engellilere karşı gözlemlerini şu ifadelerle açıklıyor. “Gittiğim yerlerde insanlar engellilere karşı daha bilinçlenmişlerdi, örneğin size yardım edecekleri zaman önce izin alıyor sonra isteğiniz doğrultusunda hareket ediyorlar. Kaldırımlarda engellilerin önünü kesecek ağaç, çöp kovası ya da herhangi bir engel yok, kaldırımlar alçak ve hissedilen zeminler çok iyi yapılmış.”

Haber: Daham Akgül

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.