Mardin Kent Gazetesi

Gazeteci Yazar Hakkı Akgül yazdı: Mutluluk geçmişte mi kaldı?

Gazeteci Yazar Hakkı Akgül yazdı: Mutluluk geçmişte mi kaldı?
Gazeteci Yazar Hakkı Akgül( zahuranima@gmail.com )
399 views
29 Kasım 2021 - 8:17

Anlam, tanım, miktar, etki ve bıraktırdığı his açısından çok geniş bir kavramdır mutluluk. Isaac Newton’un bilim, bilgi ve öğrenme için söylediği, “Bildiklerimiz bir damla, bilmediklerimiz ise bir okyanus.” sözünü mutluluk için de kullanabiliriz. Çünkü mutluluk, Felsefe’nin, Edebiyat’ın, , Sosyoloji’nin, Biyoloji’nin, Mantık’ın ve dinlerin ele aldığı konular arasında yer alıyor. Özetle yelpazesi çok geniş. Yazarlar, filozoflar, sosyologlar, psikologlar, bilim insanları ve siyasetçiler mutluluğun ne olduğunu bulmaya çalışmış mutlu olmanın yollarını aramışlar. Sonuç: Çok farklı argüman, değişik paradokslar.

Peki, ” Mutlu olmak istiyorsanız mutsuzluğuna bakın” diyen Dostoyevski’yi mi dinleyeceğiz yoksa “Temiz kalpli insanlar hiçbir zaman rahat bir hayat yaşayamazlar. Çünkü kendilerini başkalarının mutluluğu için feda ederler.” diyen Aldous Huxley’e mi kulak vereceğiz? Kimbilir belki de, “Çocuklarınıza erdemli olmayı öğretin, insanlığı ancak bu mutlu kılar.” şeklindeki enfes söze imza atan Beethoven’e katılmamak olur mu? Bu şekilde devam eden çok tanım,amaç, tavsiye var mutlulukla ilgili. Antik Yunan Dönemi’nden günümüze kadar bu paradokslar sürekli yer aldı. Bir formulü keşfedilmemiş bu soyut kavramın. İnsanlık tarihi boyunca hislerden ötürü mutluluğun var olduğunu biliyoruz. Hep peşine düştük, bulmaya çalıştık. Hiçbir zaman elimizdeki ile yetinmedik. Daha fazla mutlu olmak istedik, daha daha.. Sonu gelmez bu daha’lar için Wayne Dyer bizi şöyle uyarıyor; “Asla mutluluğa giden yol yoktur. Çünkü mutluluğun kendisi yoldur.” İlerisi için kurduğumuz planlara hedeflere ulaşınca mutlu oluyor muyuz? Göreceli ve geçici bir süreli için evet cevabını verebiliyoruz ancak. O halde mutluluğu gelecekte değil de geçmişte aramalıyız. Evet mutluluğumuzu geçmişte aramızdan ayrılan sevdiklerimizde, anılarımızda, oyunlarımızda, aldığımız hediyelerde, acı tatlı yaşadıklarımızda aramalıyız.

Bu fikri Montesquieu de, “Mutluluk varacağımız bir istasyon değil, bir yolculuk biçimidir.” sözüyle destekliyor.

Gündelik işler, hayat mücadelesi yüzünden sevgimizi ve mutluluğumuzı yarınlara bıraktık. Ve o yarınlar gelmedi, gelmiyor bir türlü. Böyle olmasını istemezdik. Bitmek bilmeyen işler yüzünden. Kalbimizi dolduran duygular kalbimizde kaldı. Geniş zamanlar umuyorduk. Çirkindi dar vakitlerde sevgiyi söylemek. Yılların telâşlarda bu kadar çabuk geçeceği aklımıza gelmezdi.

Çocukluğumuzda izlediğimiz Heidi çizgi karakterini dağda, bayırda, çayırda, çimende gülümserken hep güzellik içinde seyrettik. Dedesinin yanına gelişini biz de keyifle izledik. Oysa bu gelişten önceki hayatının ne kadarını biliyoruz(?!) Ya da ayakkabılarının olmamasının gerekçesini sorguladık mı hiç? Bu mutluluk tablosunun arka planında yer alan acı gerçekleri öğrendiğimizde iki büklüm olmadık mı:(

Mutluluk böyle bir şey işte. Geçmişte kalan ve insanların hala bir arayış içinde olduğu amaç. Orhan Pamuk da Masumiyet Müzesi romanında mutluluğu Di’li geçmiş zaman ekiyle anlatıyor; ” Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum. Bilseydim bu mutluluğu koruyabilir, her şey de bambaşka gelişebilir miydi? Evet, bunun hayatımın en mutlu anı olduğunu anlayabilseydim, asla kaçırmazdım o mutluluğu” diyerek geçmişteki mutluluğuna hayıflanıyor. Anılarımız, eğlencelerimiz elbette devam edecektir. Hayat devam ettiği müddetçe yeni imkanlar, yeni fırsatlar, yeni kişiler giriyor hayatımıza. İçinde bulunduğumuz düzendeki şartlar(sebep-sonuç) bize yeni mutluluklar/mutsuzluklar verir. Mutluluk cisimde değil de ruhta olduğuna göre onu sevgiden bağımsız düşünemeyiz. Sevgi ile kalın..

Hakkı Akgül

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.