havin161.jpg
havin161.jpg

Mardin Kent Gazetesi

Basliksiz-1.jpg

Mardin’de çiftçilik ve sorunları

Özellikle iklim krizinin yol açtığı kuraklık, yükselen maliyetler ile alıştığımız zamlar çiftçilerin üzerindeki ekonomik baskıyı arttırıyor. Mardin’de çiftçilerin sorunları saymakla bitmez.

Mardin’de çiftçilik ve sorunları
Gazeteci Yazar Hakkı Akgül( zahuranima@gmail.com )
108 views
18 Mayıs 2022 - 1:03

Çiftçilik nasıldı, günümüzde nasıl ve nereye doğru gidiyor gibi bazı sorulara açıklık getirmek istiyorum. Nesilden nesle süregelen çiftçilikte ve bu uğraştan geçimini sağlayanlar ne bir gelişme sağlayabiliyor ne de istedikleri refaha erişebiliyor. Bu meslekte ter dökenler ilerleme kaydedemediği için bağ, bahçe, arazi ve tarlasını ailevi gereksinimler için satmak zorunda kalıyor. El değiştiren alanlar imara açılıyor sonrası bilinen hikâye. Ünlü İtalyan yönetmen Federico Fellini’nin Amarcord(1973) filmindeki bir replikte şöyle soruluyor, “Dedem duvar örerdi. Babam duvar örerdi. Ben duvar örüyorum. Peki niçin hâlâ bir evimiz yok?” Modern tarım tekniklerinin kullanıldığı günümüzde, yüksek verimin alındığı üretimden nasibini alamayan Mezopotamya’da bu sorunun benzeri şöyle sorulmaya başlandı. ‘Dedem çiftçiydi, babam çiftçiydi, ben de hayvancılık ve tarımla uğraşıyorum. Peki niçin hala maddi durumumuz kötü’ Ne kadar acıklı bir soru aslında. Sayılarını tam olarak bilmediğimiz on binlerce kişinin geçimini çiftçilikle sağladığı mesleğin geldiği durum ne yazık ki böyle.

 

Çiftçilerimizin sorunlarına dönecek olursak Ziraat Mühendisi Mustafa Kılınç’ın dikkat çektiği girdi maliyetleri bunların başında yer alıyor. Bereketli Mezopotamya topraklarında üretim yapan çiftçilerimiz maalesef bu yükün altından kalkamıyor. Gübreden tutun tohuma, ilaca kısaca bütün faaliyetlerde sektörün bütün kalemlerinde yüzde 100’ü bulan artışlar var. Buna bir çözüm bulunması gerekiyor. Çünkü bu zamlar çiftçinin belini bükmüş durumda. Çözüm olarak ancak bu girdi maliyetlerinin düşmesiyle mümkün olabilir. Açıklanan çiftçiye destek rakamları ne yazık ki gerçeği yansıtmıyor. Çünkü bu açıklanan 20-30 milyonluk yardım paketlerinden çoğu kişi nasibini alamıyor. Çiftçilerimizde bunun bir karşılığı gözükmüyor. Bu sıkıntı yıldan yıla giderek büyüyor. Kuraklık nedeniyle çiftçilerin zorluk ve mağduriyetler yaşadığı geçen seneyi baz aldığımız zaman verilen sözlerin yerine getirilmediğini görürüz. Bunun yanında bir takım imar sorunları da var. Çiftçinin üretim yaptığı tarlalar ve yeşil alanlara imar izni çıkabiliyorken dağlık taşlık yerler olduğu gibi kalıyor. Böyle olunca da otlak ve meraların sayısı giderek azalıyor. Nüfusun artmasıyla birlikte ekim alanları ne yazık ki azalıyor. Yerleşim yerleri düzensiz bir biçimde inşa ediliyor denetimler yetersiz kalıyor. Ülkenin geldiği ekonomik durumdan nasibini Mardin de aldı/alıyor. Artan arsa ve ev fiyatları bölgede gayri menkulü olanları da heyecanlandırmış. Diğer büyükşehirlerde olduğu gibi arsaları yabancılara satma rüzgârı Mardin beşiğinde de esmeye başladı. Ekmek ve dikmek için yeterli yardımları almadıklarını söyleyen çiftçiler tarlalarını satmak zorunda kalıyor. Çünkü yıl boyunca yetiştireceği ürünlerin maliyetinin yüksek olduğunu görüyor. Bu sene boyunca sarf ettiği emeğinin karşılığını alamayacağını yaşıyor ve çiftçilikten elde edeceği gelirin geçimine yetmeyeceğini biliyor. Mazotun litre fiyatı giderek artıyor. Su ile birlikte mazot da çiftçilerin olmazsa olmazlarından. Ailesine bakmak için çiftçi mecbur üretecek, ürettiğini satacak. Aksi takdirde sübvansiyon bile olabilir. Üretim yapabilmesi için gerekli ihtiyaçları temin etmesi gerekir. Su, Mazot, Gübre, ilaç, tohum ve diğer araç gereçler sıralanabilir.

Mardin Ovası’nda her yıl yaklaşık 900 bin dönümde mısır ve 100 bin dönümde de pamuk ekimi yapılıyor. Türkiye’nin mısır üretiminin yaklaşık yüzde 11’inin karşılandığı bölgede 57 bin tonun üzerinde de pamuk hasadı yapılıyor.

Ancak bunun yanında binlerce çiftçi elektrik borcu başta olmak üzere ağır girdi maliyetleri nedeniyle icralık konulmuş durumda. Elektrik sorunu bölgede adeta kanayan bir yara. Yetkililerin buna acilen bir el atması gerekiyor.

Örneğin, geçtiğimiz dönemlerde Kızıltepe ve Derik’te yaşanan elektrik kesintileri ve yüzde 80’e varan zamlar nedeniyle çiftçiler zorluklarla boğuştu. Bu koşullar altında çiftçilik yapan 45 köyün elektriği 15 gün süreyle kesildi.  Çiftçi sayısının 5 bini bulduğu bölgede 2019 yılında hasat döneminde bin 500’e yakın çiftçi ile 240 köyün elektriği kesilmesi bardağı taşıran son damla oldu. Çiftçiler bu haksız uygulamalar ve girdi maliyetlerindeki artıştan kaynaklı mısır ve pamuk ekmeme kararı almıştı.

Girdi maliyetlerinin yüksek olması yüzünden bölgede çiftçiler gübreyi toprağa az atmaya başladı. Bunun karşılığı da pahalıya patlayacak. Üst gübreye bakacak olursak burada iki taksitlendirme yapılması gerekiyor. Çünkü bir gübreyi bir seferliğine verdiğinizde onun geri dönüşümü biraz geç olabilir ya da azot kaybı çok olacağından ondan bir fayda sağlanamaz. Örneğin 35 kilogramlık buğday ve mısır için atılacak gübre tek sefer değil de 2 defa atılmalı. Aksi takdirde köküne zarar verir.

Zirai ilaçlamaya baktığımızda öncelikle kimyasal ilaçların doğaya insan sağlığına çevreye zararlı olduğunu unutmamalıyız. Bu tür ilaçlandırmalar yerinde yapılmadığı takdirde telafisi olmayacak zararları meydana getirebilir. Arazi yapısına uygun ve yetişen otların türlerine göre gerekli ilaçlar kullanılmalı. Yabancı otların olmadığı araziler mesela kimyasal ilaçlardan uzak durmalı.

İkincisi buğdayda bölgemizde en çok rastlanılan kök çürüklüğü hastalığı ve pastır. Kök çürüklüğü zamanında atılmayan bir ilaç yüzde 40 veya yüzde 50 veri kayıplarına neden olabilir. Pasta ilaç kullanmanın belirli bir zamanı yok. Hava şartlarına bağlı. Nemli ve yağışlı havalarda her türlü buna hazırlıklı olmak gerekiyor. Ama kök çürüklüğünde geç kalındığında geri dönüşümü zor olur. Çünkü kök çürüklüğü punksal bir hastalıktır.  Toprak hastalığıdır. Onu eken mutlaka kardeşleme döneminde önemini alıp ilaçlamaya başlamalıdır.

Çiftçiler öncelikle tohum kaplamadan başlamalı. Yapılan deneylerde kök çürüklüğüne iyi geldiğini görüyoruz. Aksi takdirde yanlış ilaçlandırmalar yüzünden tarlalara ekilen ekinler sararıp çürüyebilir. Arazinin yapısına göre ilaçlandırma zamanı dikkate alınarak bilinçli bir şekilde çiftçilik yapılmalı. Yoksa yüksek fiyatlara alınan ilaçların kullanımı hem heba olur hem de arazisine tohumuna zarar verir. Rutubetli araziler özellikle hassastır ilaçlandırma açısından. Bitki zehirlenmeleri yaşanabilir. Geçen sene mısır tarlalarında yabancı bir otu kurutmak için çok ilaç kullanmalarına rağmen bir türlü etki etmedi. Kızıltepeli çiftçiler somut bir faydasını göremediklerinden şikâyet etti. Çünkü dengesiz kullanılan ve fazla olan her şey zarardan başka bir şey değildir. Topraklar ve özellikle bitkiler ilaca karşı bağışıklık kazanmış olduğundan yabancı otların yetişmesi devam etmektedir. Ama en büyük sorun dediğim gibi çiftçiler zamansız ilaç atıyor. Artık ilkel tarımsal yöntemler yerini çağa uygun bir şekilde gelişen inovasyona bıraktı. Zirai droneler ile çiftçiler arazilerini ilaçlama imkânı sağladı. Hep daha hızlı hem de masrafı daha az. Özellikle traktörlerin giremediği alanlarda çiftçilere destek sağlayabilecek. Mısırın koçan döneminde kurda karşı hızlı bir biçimde gübreleme ve ilaçlama yapılacağı için verim de sağlanır.

Teknoloji giderek gelişiyor ve hayati bir öneme doğru da gidiyor. Çiftçiler de artık bu teknolojik gelişmelere göre hareket etmeleri gerekiyor. Çünkü bu teknolojik yenilikler geç de olsa bölgemizde tarım sektörüne de yansıdı. Gelişmiş ülkelerin tarımsal gelişmişlik düzeyleri ortada. Bu ülkelerin kullandıkları aletler, bilgi ve donanımlarından haberdarız fakat ne yazık ki yerli çiftçilerimizin imkanları kısıtlı.  Verimli ve bereketli topraklarımıza rağmen o yüzden bir kıyaslama yapamıyoruz. Mardin’de çiftçiler 2021’ın sonlarına doğru dron inovasyon teknolojisi ile tanıştı. Fakat bir ilerleme kat edemedi.  Bölgede bununla ilgili bazı şirketler açıldı ve çiftçileri bu inovasyon yöntemine teşvik etmeye başladı. Çağın gereksinimlerinden biri oldu dronler. Hayatın birçok alanında büyük kolaylık sağlayan dron teknolojisi çiftçilere de iş gücü, zaman ve yakıttan tasarruf sağlamaya başladı. Dron teknoloji ile tarım yapmak isteyen çiftçiler, yeni teknolojileri devreye sokuyor. 10 litre ile 48 litreye kadar ilaç alabilen dronlardan tasarruf etmek ve ilaç tasarrufu yapmak isteyen çiftçiler tarafından tercih ediliyor. 3855 hektarın tarım alanında kullanıldığı Mezopotamya ovasında tarım ilaçlamaları artık dronlarla yapılıyor. Bu dronler ile çiftçi artık hem su hem de ilaç tasarrufu sağlayacak. Mardin’de her ne kadar kullanılmadıysa da pervaneli uçaklarla zirai ilaçlama yapılıyordu. Bu hem büyük masrafa neden oluyordu hem de ilacı kalıntı olarak döküyordu. Tarlalarda ilaç kalıntılarına neden oluyordu. Çünkü çok uzaktan atıyordu ya da hızlı atıyordu. Genel olarak verimsizlik oluşuyordu. Bu dronler ile birlikte umuyoruz ki artık mahsule zarar verilmeyecek tarlalar ezilmeyecek.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.