Mardin Kent Gazetesi

ONUR ŞENER’İN CİNAYETİ HAKKINDA

Onur Şener canice öldürüldü, hunharca katledildi, vahşice eşinin ve çocuğunun elinden alındı. Sanatçımız artık yoktur. Kızı artık babasız, eşi artık yalnız…
Sanatçımızın, en verimli döneminde sesini susturdular. Toplumuzu sanatçımızın verdiklerinin yanında vereceği daha nice eserden mahrum bıraktılar.

ONUR ŞENER’İN CİNAYETİ HAKKINDA
Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğan Göçmen( Dogangoecmen@aol.com )
29 views
04 Ekim 2022 - 1:48

Kindarlığın ve buna uygun hale getirilmiş zihniyetin yol açtığı vahşetin sonucudur bu. İnsan, tanımadığı, bilmediği, bir şarkı isteğini yerine getiremediği için bir insandan nasıl nefret eder, nasıl öldürür başka türlü! Hem de ekmek parasını, toplumumuzda en kutsal sayılan ekmeğini kazanırken. Bir insanın en kutsal eylemini gerçekleştirirken barbarca, ulaşan bilgilere bakınca, bilerek isteyerek nefretle öldürmüşler şarkıcımızı.

Bunu yapanların, varlık nedeni gülmek ve eğlenmek, güzel ve neşeli sohbet dolu anlar geçirmek olan bir mekânda bulunmalarının nedeni eğlenmek olamaz. İnsanı kırık cam şişelerle dayanılmaz acılar vererek öldürmek eğlendiremez insanlıktan çıkmamış bir insanı. Bundan zevk alanların insan yaşamına dair en ufak bir olumlu duygu besleyebileceğini düşünmek dahi mümkün değildir normal insan aklıyla.
Tüm değerlerin hiçleştirildiği, ahlakın, estetik değerlerin, sanatın, gerçeğin ve doğrunun anlamsızlaştırıldığı, güzelin yerine çirkinin kıstas olarak konduğu günümüzde insanın kendisinin varlığının insanın gözünde anlamsızlaşmış olması şaşırtıcı değildir. İşte, tüm değerlerin değersizleştirildiği, bitti derken aslında tam da şimdi başlayan “postmodern” çağın, insanın insan etiyle doymaya çalıştığı vahşet çağının anlamı budur…

Toplumumuz nasıl oldu da bu duruma gelebildi? Cumhuriyetle birlikte uygarlığı, yepyeni bir medeniyeti kurmak isterken, bütün bir toplum olarak nasıl oldu da herkesi şaşkına döndüren barbarlıkta son bulduk bugün? Çok değil, daha 1930’larda dünyanın en gelişkin toplumlarıyla medenilik, uygarlık, zarafet, nezaket konusunda yarışırken kendimizi ne oldu da bugün “Ortadoğulaşma” denilen vahşette son bulduk?
Her gün yeni bir kadın cinayeti, her gün yeni bir iş cinayeti, her gün hekimlerimize karşı sıklıkla can alan yeni bir saldırı. Öğretmenlerimiz, çocuklarımızı bizim yerimize büyütüp yetiştiren, eğiten insanlık emekçileri sürekli şiddette maruz kalıyor. Bir topluma insan onurunu değersizleştirmekten daha büyük bir şiddet uygulanabilir mi?

Fakat artık bütün bir toplum olarak bu şiddet sarmalından çıkmanın zamanı gelmiştir. Şiddetin kaynağı yapısaldır ve rekabet ilişkilerinden, gözleri körelten para pul ve mal mülk hırsından, kör inançtan kaynaklanmaktadır. Ülkenin küllerinden yeniden doğması için gerekli hamleleri yapmasının zamanı çoktan gelmiştir ve geçmektedir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.